9 sezonluk dizi boyunca en büyük kahkahayı patlattığım an

jensenacklesinkarisi:

bosayasayangenc:

ajkgdsfkdjfddkdsfajfadj

hassktr jksadhjkhdjksahjkhsjkfd

jensenacklesinkarisi:

bosayasayangenc:

ajkgdsfkdjfddkdsfajfadj

hassktr jksadhjkhdjksahjkhsjkfd

siyahbirhatun:

cemal-sureya:

"Berkin Elvan’ın ölümünün 40. Gününde,Taksim’de bir kişi Berkin gibi giyinerek tüm gün uçurtmasıyla koştu..”
Hüzünlendim çocuk …! sol yanım acıdı 


Ağladım lan…..

siyahbirhatun:

cemal-sureya:

"Berkin Elvan’ın ölümünün 40. Gününde,Taksim’de bir kişi Berkin gibi giyinerek tüm gün uçurtmasıyla koştu..”

Hüzünlendim çocuk …! sol yanım acıdı 

Ağladım lan…..

İstanbul’da Vali Mutlu’nun katıldığı 23 Nisan etkinliğinde “Berkin Elvan Ölümsüzdür” pankartı açan ve slogan atan 2 çocuk gözaltına alındı.

kahtalinice:

aynen çocuk bayramı aynen

walterlandx:

ya şimdi böyle demek olmayacak ama Ata’m ciddiyim çok fena laf gömüyormuş. İşte kültürlü insanın mizahı böyle oluyor be.

walterlandx:

ya şimdi böyle demek olmayacak ama Ata’m ciddiyim çok fena laf gömüyormuş. İşte kültürlü insanın mizahı böyle oluyor be.

sentetiksezar:

Bugün 23 Nisan, acı doluyor insan.

sebegimsi:

SENİ BİR KERE GÖRMEK ÇOK İSTERDİM ATAM.

çok istemiştim bi kere olsun rüyamda görebilmeyi, ve 23 nisan gecesi onu gördüm rüyamda, ölmüştü cenazesindeydim. ağladım. çok ağladım uzaktan izliyordum. ve bi camın arkasından sadece gözlerini görebildim. mavi gözlerini keskin bakışlarını görebildim. şimdi şükür ediyorum Allah’ıma bana onu gösterdi diye.

pokerface27:

cikolata-krizi:

devisco:

Yaşayıpta bu gençlerin seni ne kadar çok sevdiğine şahit olabilseydin.

Ne şanslı çocuklarsınız.Yerinizde olmak için herşeyi verebilirdim.

O sessizce uyurken bile bizi seviyor merak etmeyin.

etiburcak:

Dünyanın en güzel caddesi.

etiburcak:

Dünyanın en güzel caddesi.

zamantanigi:

2012. Köyde “Müdür Yetkili Ücretli Öğretmenlik" yıllarımdan. Okulda tek otorite benim. Resmi programı bırakıp ara sıra çocuklara şiir okuttuğum yıllar. Her kitap okuduklarında kek alıyorum öğrencilere. Köye gelen ziraat mühendisi arkadaş matematik derslerini veriyor, gerisini kafama göre işliyorum. Güzeldi.
Sol baştan ayaktakiler: Cansu.( Çok zekiydi, şiir ezberlerdi, matematikte üstüne yoktu. 3. sınıf öğrencisi olmasına karşın 4. sınıf denemelerini verip  bir üst seviyeye çalışırdı.) Taner (Neşe kaynağı. Hep gülerdi. Şiir yazıp bana getirirdi bir de mektup. O mektupları okulda unuttum sonra çalmışlar.) Ayşegül. (Sinirli, üzüntülü olsam da gülümsemesiyle bozardı beni. Sonra ben de gülerdim. İyi top oynardı, ayağıma tekmelerini unutmam. Sibel. (Ağlıyordu en küçük şeyde, dersi pek sevmezdi. Biraz ilgilendiğim zaman kendini göstermeye başlardı. Bir konu için 2 ay uğraştığım oldu, öğretmeden diğer konuya geçmezdim. Büyük ihtimal şimdi okuduğu büyük sınıflarda kaybolup gidecek.)
Oturanlar: Recep (İmam’ın oğlu, köyün delikanlısı. Hamzayla bir olup yapamadıkları iş yoktu. Tabii yaramazlıkta çok uğraştırdılar beni. Sorguluyordu bazı şeyleri, hoş yeri geliyor beraber yaramazlık yapıyorduk.) Hamza. (Taner’in abisi. Adaletli, Recep’i Taner’den daha çok sever çünkü ortada bir durum olduğu zaman ikisine de hakkını verirdi. Çalışkandı ama inşallah yine kalabalık sınıflarda kaybolmaz.)
veee Eşref.(Beni en çok uğraştıran, öğretmenliğin ne olduğunu gösteren eleman. Bir önceki yıl öğretmeni tarafından baya bir şiddet görmüş, 2. sınıf ama okumayı yazmayı pek bilmiyordu. Her hafta hemen hemen baştan başlıyorduk, hafta sonu çalışmayınca okumayı unutuyor gibiydi. Ben de müdür odasına alıyor, sesli sesli kitap okutturuyordum. Bir gün elinde yılanla, kuşla bile geldiği oluyordu. İlk başlarda kaçıyordu okuldan ama bir gün karın bel seviyesinde olduğu gün kendi isteğiyle geldi ya o bana yetti. )
Neyse aslında buradan bir sürü şey anlatırdım da boş ver. Herkesin bir şeyler anlatıyor da dinleyen kişiyi bulmak zor.
23 Nisan’da “yerim resmi programını, hangi oyunu oynuyoruz?” sözüne “Hocam ilk karşılıklı maç yapalım” diye cevap vermişlerdi. 23 Nisan oğlum bugün, canı cehenneme resmi törenlerin, canı cehenneme sıcağın altında beklemeler. Çocuklar oyunu sever, ilgiyi sever. Kalabalıklar arasında kaybolmasın onlar.
Bu yazıyı demin arayarak “Hocam sizi çok özledim” diyen Recep’e borçluyum. Ben de ben de özledim uşaklar. 

zamantanigi:

2012. Köyde “Müdür Yetkili Ücretli Öğretmenlik" yıllarımdan. Okulda tek otorite benim. Resmi programı bırakıp ara sıra çocuklara şiir okuttuğum yıllar. Her kitap okuduklarında kek alıyorum öğrencilere. Köye gelen ziraat mühendisi arkadaş matematik derslerini veriyor, gerisini kafama göre işliyorum. Güzeldi.

Sol baştan ayaktakiler: Cansu.( Çok zekiydi, şiir ezberlerdi, matematikte üstüne yoktu. 3. sınıf öğrencisi olmasına karşın 4. sınıf denemelerini verip  bir üst seviyeye çalışırdı.) Taner (Neşe kaynağı. Hep gülerdi. Şiir yazıp bana getirirdi bir de mektup. O mektupları okulda unuttum sonra çalmışlar.) Ayşegül. (Sinirli, üzüntülü olsam da gülümsemesiyle bozardı beni. Sonra ben de gülerdim. İyi top oynardı, ayağıma tekmelerini unutmam. Sibel. (Ağlıyordu en küçük şeyde, dersi pek sevmezdi. Biraz ilgilendiğim zaman kendini göstermeye başlardı. Bir konu için 2 ay uğraştığım oldu, öğretmeden diğer konuya geçmezdim. Büyük ihtimal şimdi okuduğu büyük sınıflarda kaybolup gidecek.)

Oturanlar: Recep (İmam’ın oğlu, köyün delikanlısı. Hamzayla bir olup yapamadıkları iş yoktu. Tabii yaramazlıkta çok uğraştırdılar beni. Sorguluyordu bazı şeyleri, hoş yeri geliyor beraber yaramazlık yapıyorduk.) Hamza. (Taner’in abisi. Adaletli, Recep’i Taner’den daha çok sever çünkü ortada bir durum olduğu zaman ikisine de hakkını verirdi. Çalışkandı ama inşallah yine kalabalık sınıflarda kaybolmaz.)

veee Eşref.(Beni en çok uğraştıran, öğretmenliğin ne olduğunu gösteren eleman. Bir önceki yıl öğretmeni tarafından baya bir şiddet görmüş, 2. sınıf ama okumayı yazmayı pek bilmiyordu. Her hafta hemen hemen baştan başlıyorduk, hafta sonu çalışmayınca okumayı unutuyor gibiydi. Ben de müdür odasına alıyor, sesli sesli kitap okutturuyordum. Bir gün elinde yılanla, kuşla bile geldiği oluyordu. İlk başlarda kaçıyordu okuldan ama bir gün karın bel seviyesinde olduğu gün kendi isteğiyle geldi ya o bana yetti. )

Neyse aslında buradan bir sürü şey anlatırdım da boş ver. Herkesin bir şeyler anlatıyor da dinleyen kişiyi bulmak zor.

23 Nisan’da “yerim resmi programını, hangi oyunu oynuyoruz?” sözüne “Hocam ilk karşılıklı maç yapalım” diye cevap vermişlerdi. 23 Nisan oğlum bugün, canı cehenneme resmi törenlerin, canı cehenneme sıcağın altında beklemeler. Çocuklar oyunu sever, ilgiyi sever. Kalabalıklar arasında kaybolmasın onlar.

Bu yazıyı demin arayarak “Hocam sizi çok özledim” diyen Recep’e borçluyum. Ben de ben de özledim uşaklar. 

sampiyonlugubeklerken:

Unutma, unutturma!

alnından öpesim var çocuk.

jackinsiyahpapyonu:

sigarakokusu:

burnunu çekişine kıyamam aq

olum çok tatlı ya 

jackinsiyahpapyonu:

sigarakokusu:

burnunu çekişine kıyamam aq

olum çok tatlı ya